Tektürel ucaylı nedir, Tektürel ucaylı ne demek

Tektürel ucaylı; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Elektriği iletmeyen ve üzerlerindeki elektrik yükü eş dağılım gösteren bileşiklerin ortak niteliği.

Tektürel ucaylı anlamı, tanımı

Tektürel : Özellikleri, her noktasında eşdeğer olan özdek evresine ilişkin. Yapısı ve özellikleri her yerinde özdeş olan (özdek). Aynı dereceli ya da aynı boyutlu olan. Fiziksel ve kimyasal özellikleri, çeşitli bölgelerinde ayrılık göstermeyen tek evreli dizgelerin ortak özelliği

Ucay : Kıvıl ya da kıvılmıknatıs alan yaratan dingin, devinen yük dağılımı türlerinden her biri. bk. çiftucay, dörtucay. Bir mıknatısın, mıknatıslığının toplandığı uçların her biri. Bir elektriksel gözenin üşeklerinin, yani dışa erke veren uçlarımın her biri. Elektrik ya da mıknatıs alanlarının en yeğin oldukları iki noktadan her biri.

Elektrik yükü : Artı ya da eksi imli, uzaklığın karesiyle ters orantılı biçimde birbirlerini itme ya da çekme gücü gösteren temel elektrik niceliği. Elektrik yükünün niteliği açıklanamamıştır. Ancak, elektrik yüklü özdeğin özellikleri az çok bilinmektedir. Elektron adı verilen elemansel tanecik, negatif elektrik yüklü; proton ise pozitif yüklüdür. Bunlar, elektriksel olarak yüklü özdeğin temel birimleridir. Bundan dolayı, eşit sayıda elektron ile protonları olan özdek, elektriksel yönden yansızdır. Elektronları daha fazla olan özdek, negatif yüklü; elektronları daha az olan özdek, pozitif yüklüdür. Aynı yüklü olanlarda birbirlerini itici, karşıt yüklü olanlarda da birbirlerini çekici bir kuvvetin ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu kuvvetlerin yer aldığı bölgeye elektrik alanı adı verilir. Elektrik yükü, SI birimlerinde kulonla ölçülür.

 

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Elektrik : Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.

Bileşik : Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

Dağılım : Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.

 

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

İletme : İletmek işi.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.

Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

Elek : Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Nite : Nasıl, niçin.

Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.

Dağı : Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik. [Bakınız: dakı].

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Eş : Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzeri. Karı kocadan her biri, hayat arkadaşı, refik, refika. Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri. İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu, partner. Kuma, ortak. Arkadaş. Döl eşi. Birbirine düşman kimseler: Behey insan sen bunun eşi misin de bu kadar eksik tarafını arıyorsun. İnsan ve hayvanlarda doğum sırasında, bebek ya da yavrudan sonra gelen etsi madde, son, etene. İyi. Eş, benzer. Eğiş. Dölütle dölyatağını birbirine birleştiren, doğum sırasında çocuktan sonra çıkan; halk arasında çocukla eş tutulan, bu nedenle çocuğun yazgısını, karakterini, gelecekteki işini etkileyeceği inancıyla birtakım geleneksel ve büyüsel işlemlerden geçirilen zar. Etene. Karı ve kocadan her biri. Arkadaş, dost, yâr. Nazır, benzer, şerik.

Diğer dillerde Tektürel ucaylı anlamı nedir?

İngilizce'de Tektürel ucaylı ne demek ? : homopolar