Tutalak nedir, Tutalak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir kimsede zaman zaman görülen terslik, huysuzluk : Ali'nin gene tutalakları tutmuş, ortalığı kasıp kavuruyor.

Uçurumlu yollardaki dönemeçler.

Tutalak anlamı, tanımı

Tuta : 1.Karadut. 2.El ile meyve toplama işi ya da el ile toplanmış meyve : Bu elmalar tuta mıdır?. Meyveleri elle toplama. [Bakınız: duta]. [Bakınız: dutarık]

Zaman zaman : Ara sıra.

Huysuzluk : Huysuz olma durumu. Huysuzca davranış.

Uçurumlu : Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

Terslik : Ters olma durumu. Tersçe davranış. Aksilik.

Dönemeç : Bir yolun yön değiştirdiği yer, viraj. Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama.

Uçurum : Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.

Huysuz : Huyu iyi olmayan, kötü huylu.

Ortalı : Ortası olan.

Kavur : Gâvur, kâfir.

Dönem : Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre.

Kasıp : Fakir, yoksul.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Uçur : Vakit, an. Fırsat. Mevsim.

Gene : Yine.

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Diğer dillerde Tuşe anlamı nedir?

İngilizce'de Tuşe ne demek ? : touching