Yumurmak nedir, Yumurmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yoğurmak.

Becermek.

Teknik terim anlamı:

Derleyip toplamak.

Ezip büzmek, iki kat etmek.

Bozmak, harap etmek.

Yumurmak kısaca anlamı, tanımı

Yumur : Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün. Hayvanlarda, midenin bir parçası

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

Yoğurmak : Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirmek. Bir kişiye istenilen nitelikleri kazandırmak, yeteneklerini geliştirmek.

Becermek : Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Becerme : Becermek işi.

 

Yoğurma : Yoğurmak işi.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Büzmek : Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.

Bozmak : Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Harap : Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran. Çok sarhoş. Bitkin, yorgun, perişan.

Büzme : Büzmek işi. Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.).

Bozma : Bozmak işi. Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Hara : Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis. Hare.

Bece : Ocak. Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik. Arı oğulu.

 

Etme : Etmek işi.

İki : Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.

Kat : Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Makam, mevki. Giyeceklerde takım. Katman. Ön, yan. Apartman dairesi. Sonuca bağlama, bitirme. Kesme. Kesme, kesilme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Kez, defa, misil. İlgiyi kesme. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Tekrarlanan bir sayının toplamı.

Diğer dillerde Yumrulu kurt anlamı nedir?

Almanca'da Yumrulu kurt ne demek ? : knöthenwurm