Aluminit nedir, Aluminit ne demek

Aluminit; Kimya alanında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Formülü Al2(SO4)(OH)4.7H2O olan, yumuşak, beyaz renkli ve monoklinik kristallere sahip aluminyum minerali.

Aluminit kısaca anlamı, tanımı

Alum : Alma kapasitesi, istiap hakkı. Şap. [Bakınız: alım]

Monoklinik : Birim hücresinin iki açısı 90°(α=ß=90°), bir açısı 90° den küçük(Ө <90), bütün kenarları birbirinden farklı (a≠b≠c) olan geometrik düzende oluşan kristal şekli. CuSO4.2H2O; Al(OH)3 monoklinik kristaller oluşturur.

Aluminyum : Simgesi Al , atom numarası 13, atom kütlesi 26,98 g, atom yarıçapı 1,93Å, Al3+ iyon yarıçapı 0,57Å, e.n. 660 °C, k.n. 2460 °C, yoğunluğu 2,6989 g/mL ve tek kararlı izotopu (Al27), periyodik çizelgenin III A grup elementi olan, beyaz gümüş renkli, hafif, ısı ve elektriği iyi ileten bir metal. Metallik aluminyum kübik kafese sahiptir (a=4,0494 Å).Kısa ömürlü yapay radyoaktif izotopları da sentezlenmiştir.. Yüzeyi koruyucu aluminyum oksit tabakasıyla kaplıdır. Asit ve bazlarda çözünür. Toz aluminyum patlayıcılarda, roket yakıtlarında ve indirgen olarak kullanılır. Yer kabuğunda kütlece oksijen ve silisyumdan sonra üçüncü sıradadır (%8,80). Yüzlerce minerallerin bileşiminde mevcuttur. Sanayi öneme sahip olan aluminyum mineralleri; boksit Al(OH)3, alunit (Na,K)2SO4Al2(SO4)3.4Al(OH)3, nefelin (Na,K)2OAl2O3.2SiO2) ve kaolinit (Al2O32SiO2.2H2O)’dir.

 

Monoklin : Her çiçekte stamenlerin ve pistilin bulunması. Aynı hifa üzerinde gelişen anteridyum ve oogonyuma sahip olma.

Kristal : Billur. Billurdan yapılmış.

Mineral : Normal sıcaklıkta doğada katı durumda birtakım maddelerle karışık veya birleşik olarak bulunan veya kimyasal yollarla elde edilen inorganik madde. İçinde inorganik maddeler bulunan.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Formül : Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

Krista : Mitokondrilerin iç zarının iç kompartımanına doğru olan ve üzerinde ATP sentetaz enzimi taşıyan uzantıları. Çeşitli organizmaların çeşitli organlarında bulunan hücrelerin mitokondri krista uzunlukları ve düzenlenmeleri farklılık gösterir. İç mitokondri zarının kendi içine doğru katlanması. İbik, ibik biçiminde çıkıntı. Kemiklerde dik ve sarp kenar. Bir organel olan mitokondriyonun iç zar katlanmaları.

 

Monokl : Tek gözde kaş ile yanak arasına sıkıştırılan, çerçevesiz ve tek camlı gözlük.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kimse. Beyaz zehir.

Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

Mine : Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. İnce ve parlak nakış. Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku. Saat kadranı.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Form : Biçim, şekil. Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.

Sahi : Gerçekten, gerçek olarak.

Diğer dillerde Aluminit anlamı nedir?

İngilizce'de Aluminit ne demek ? : aluminite