Atnalı kemer nedir, Atnalı kemer ne demek

Atnalı kemer; Güzel Sanatlar alanında kullanılan bir sözcüktür.

Güzel Sanatlar'daki anlamı:

(Mimarlık) Sütunlar üzerine binen bölümü yarım çemberden büyük kemer. Arap mimarlığında görülen bir kemer biçimi.

Atnalı kemer anlamı, tanımı

Keme : Büyük sıçan. Domalan

Kemer : Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.

Mimarlık : Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği. Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Çember : Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.

 

Sütun : Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genel olarak bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon. Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Yarım : Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Saatte on iki otuz. Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Bir bütünün yarısı olan miktar.

Mimar : Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

 

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Biçi : Erkek çocuk.

Bine : Kapıların, pencerelerin örtülen tarafına çakılan ve bir çıkıntı yapan çıta. Ver.

Bölü : Bölme işlemini gösteren “/” veya “:” işaretlerinin okunuşu, taksim. Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu. Böyle.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Atnalı kemer anlamı nedir?

Almanca'da Atnalı kemer ne demek ? : hufeisenbogen