Bağ düzesi nedir, Bağ düzesi ne demek

Bağ düzesi; Fiziksel, Fizik, Kimya alanlarında kullanılan bir terimdir.

Fiziksel anlamı:

İki öğecik arasındaki bağlarda, bağlamaz yörüngeçlerdeki eksicik sayılarından, toplam ne ölçüde kimyasal bağ oluştuğunu veren nicelik.

Bağ düzesi kısaca anlamı, tanımı

Bağ : Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı

Düze : Doz.

Bağlamaz yörüngeç : İçinde eksicik olsun ya da olmasın, öğeciklerarası bağı pek etkilemeyen özdeciksel yörüngeç türü.

Kimyasal bağ : [Bakınız: bağ]. Atom veya iyonların bağımsız molekül oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. İyonik bağ ve kovalent bağ gibi türleri vardır. Birden fazla atomu veya iyonu bir arada tutan çekim kuvveti.

 

Yörüngeç : Tek eksiciğin çekinler çevresinde bulunduğu yerlerin olasılıkları dağılımını, dolaylı olarak veren nicemsel dalga işlevi.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

Nicelik : Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite. Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları. Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik.

Eksicik : Öğecik ile özdecik yapısını oluşturan, kütlesi çekinden iki bin kez daha küçük, eksi yüklü temel tanecik. Önelcikten yaklaşık olarak iki bin kez daha yeğni olan, eksi yüklü temel parçacık.

Yörünge : Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol, mahrek. Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol, mahrek.

Sayılar : Varlıkların miktarını, tane olarak hesabını bildiren kelimeler. Sayılar soyut sayıları bildirdiklerinde ve ad görevi yüklendiklerinde bağımsız olarak kullanılırlar: Kırk beş dokuza bölünür. İki kere iki dörttür. Üçe dördü eklersen yedi olur. Kalemlerden ikişer tane sana, ikişer tane kardeşine aldım. Birinci grup gitsin, ikinci grup gelsin. Üçler, yediler, kırklar ve benzerleri Sayı türleri, nesnelerin sayılış sırasını, parçalarını bildirme, bölük bölük gösterme gibi anlam inceliklerine sahiptirler: beşinci sınıf, ikişer kalem, iki-üç saat vb. Sayı ile gösterilen değerler. Üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Oyuncular arasındaki sayı durumu.

 

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Bağlar : Yapısındaki eksiciklerle öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendirme niteliğinde olan. Diyarbakır kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan ilinde, Tanyeri bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Hakkâri şehri, Şemdinli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Muş ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Öğecik : Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri, özdecikleri; bir tek türü ise bir kimyasal öğeyi oluşturan, bir çekin ve birkaç eksicikten yapılmış temel tanecik. Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı. Bir R örgüsünde (kümeler dolamında) sıfırdan (boş kümeden) ayrımlı ve biçiminde hiçbir öğesi varlamayan öğesi.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. “Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim”.

Veren : Yokuş. Çürük, yıkılmış, çökmüş yapı ve benzerleri için.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Kimya : Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim. Uyum. Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey.

Diğer dillerde Bağ düzesi anlamı nedir?

İngilizce'de Bağ düzesi ne demek ? : bond order