Dik basmak nedir, Dik basmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kimseye aldırış etmeyerek kendi bildiğini yapmak.

Yan çizmek, işin olmasına çaba göstermemek.

Dik basmak anlamı, tanımı

Basma : Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan

Basmak : Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

Dik : Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).

 

Yan çizmek : Bir işten kaçmak. Kaçınmak, işi gevşek tutmak, caymak.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Aldırış : Aldırma işi.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Çizmek : Çizgi çekmek. Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek. Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak. Çizgi biçiminde yaralamak. Resmini yapmak, resmetmek. Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

 

Çizme : Çizmek işi. Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kend : Kasaba, şehir.

Olma : Olmak işi.

Çaba : Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor.

Aldı : “söylemeye başladı” anlamında kullanılan bir söz.

Etme : Etmek işi.

Yan : Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

Diğer dillerde Dijitonin anlamı nedir?

İngilizce'de Dijitonin ne demek ? : digitonin