Dolu dönme nedir, Dolu dönme ne demek

Dolu dönme; Güreş alanında kullanılan bir sözcüktür.

Güreş terimi olarak kelime anlamı:

Sarmaya alınmış alttaki güreşçinin, üstteki yayma eylemine geçtiği anda, sarmaya alınmış bacağı yönüne dönerek sarmayı çözmeden üste çıkması.

Dolu dönme kısaca anlamı, tanımı

Dolu : Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan

Dönme : Dönmek işi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.

Üste çıkma : Alta düşmüşken karşıt oyunla karşı güreşçinin üstüne çıkma.

Sarmaya : Sermaye.

Güreşçi : Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

Çözme : Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.

 

Yayma : Yaymak işi. Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi.

Çıkma : Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

Güreş : Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması.

Sarma : Sarmak işi. Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılmış olan etli veya zeytinyağlı yemek. Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk. Saran, içine alan şey, zarf. Sarılarak yapılan. Çevirme.

Eylem : Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon. Fiil. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.

Döner : Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.

Eyle : Öyle. O şekilde, bk. ele, öle, ôyle. öyle.

Baca : Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Döne : Karşı ziyarette bulunma. Defa, kere. Minder güreşlerinde her üçer dakikalık süre. Aynı amaçla belirli bir yer ve zamanda düzenlenen kılıçoyunu yarışmaları. Bir başarı sıralaması yapmak üzere birçok kişi ya da takım arasında ve her birinin ötekilerle karşılaşması biçiminde yapılan yarışma ya da oyunların tümü. Bir başarı sıralaması yapmak üzere bir çok kişi ya da takım arasında ve her birinin ötekilerle karşılaşması biçiminde yapılan yarışma ya da oyunların tümü. “1.”Bundan sonraki çocuklar erkek olsun” anlamında kullanılan bir isim. Karşı ziyarette bulunma.”.

 

Anda : Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.

Güre : Çiftleşmek isteyen kısrak veya dişi eşek. Kuvvetli, dinç. Çekingen, korkak, ürkek. Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay.

Üste : "Fazladan vermek, ödemek" anlamındaki üste vermek, "fiyatı artırmak eklemek, katmak" anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz. "Başarmak, becermek" anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz.

Alın : Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

Diğer dillerde Dolu doğrusal öbek anlamı nedir?

İngilizce'de Dolu doğrusal öbek ne demek ? : full linear group