Gastronomi nedir, Gastronomi ne demek
Gastronomi; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Yemeği iyi yeme merakı

- Sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak, yemek düzeni ve sistemi.
"Gastronomi" ile ilgili cümle örnekleri
- "Frenkler yemek pişirme sanatına, güzel, leziz ve ustalıklı yemeklerle uğraşmaya gastronomi diyorlar." - İ. Özel
Gastronomi hakkında bilgiler
Gastronomi, kültür ve yemek arasındaki ilişkiyi inceleyen bir disiplindir. Yenilebilir tüm maddelerin, hijyenik olan ama sağlığa uygun olmasına şart koşulmayacak şekilde azami damak ve göz zevkini amaçlayarak sofraya, yenmeye hazır hale getirilmesine kadar olan süreç gastronominin çalışma konusudur.
Gastronomi, hijyenik, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak; yemek düzeni ve sistemi anlamına da gelir.
Charles Darwin tarafından ilgi duyulan bir çalışmadır. Darwin Cambridge Üniversitesi'nde gönülsüz bir şekilde ilahiyat okurken "Gurme Kulübü"ne üye oldu; bu kulüpte haftada bir toplanıyor ve normalde mönülerde bulunmayan hayvanları yemeye çalışıyorlardı. Gurme Kulübü daha çok şahin ve balabankuşunu test etmekte idi.
Gastronomi tanımı, anlamı:
Uygun : Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
Düzen : Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Dolap, hile. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Alet edevat takımı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bez dokuma tezgâhı.
Lezzetli : Zevkli, haz dolu. Tadı güzel.
Mutfak : Yiyecek kültürünün tamamı. Yemek pişirilen yer, aş damı.
Yemek : Ağızda çiğneyerek yutmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Isırmak. Kandırmak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yemek yeme, karın doyurma işi. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Başkasının parasını harcamak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek.
Sistem : Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Yol, yöntem. Dizge. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Model, tip. Düzen.
Merak : Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği. Kaygı, tasa. Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek. Düşkünlük, heves.
Kültür : Tarım. Bireyin kazandığı bilgi. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin.
İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.
İnce : İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Zayıf. Tiz (ses), pes karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Taneleri ufak, iri karşıtı. Ayrıntılı.
Disiplin : Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü.
Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Bir cismi oluşturan öge, öz. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
Hijyenik : Sağlıklı. Sağlık kurallarına uygun. Temiz.
İyi : Yeterli, yetecek miktarda olan. Bol, çok, aşırı. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Esen, sağlıklı. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Doğru olan. Yerinde, uygun.
Yeme : Yiyecek. Yemek işi.
Diğer dillerde Gastronomi anlamı nedir?
İngilizce'de Gastronomi ne demek? : [gastronomo (m) ] n. gastronome, gastronomist
n. gastronomy

Bu kısımda Gastronomi nedir? Gastronomi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gastronomi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gastronomi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.