İlişmezcelik nedir, İlişmezcelik ne demek

İlişmezcelik; Edebiyat alanında kullanılan bir terimdir.

Edebi anlamı:

(Söz sanatı terimi) Söylenmiyen kısmın önemli olduğunu telkin edecek şekilde bir konuya hafifçe temas ederek geçme.

İlişmezcelik anlamı, tanımı

İlişme : İlişmek işi

Söz sanatı : Sözün veya yazının ifade temizliğini, güzelliğini, etkenliğini sağlamak için baş vurulan yolları inceleyip kurallara bağlıyan sanat.

Hafifçe : Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz.

Telkin : Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi. Talkın.

Önemli : Önemi olan, mühim, ehemmiyetli. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik.

Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.

Geçme : Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

 

Sanat : Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Zanaat. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Temas : Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.

Şekil : Biçim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi.

Terim : Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem.

 

Teri : Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).

Tema : Asıl konu, temel motif, ana konu. Bir besteyi oluşturan temel motif, ana konu. Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş, tem, ana konu.

Sana : Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.

Hafi : Gizli, saklı.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Oldu : Evet. Başüstüne.

Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Diğer dillerde İlişmezcelik anlamı nedir?

Fransızca'da İlişmezcelik nedir ? : prétérition ou paralipse