İn situ nedir, İn situ ne demek

İn situ; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Yerinde anlamına gelen terim.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Doğal yerinde veya pozisyonunda.

Naylon kese yöntemi.

İn situ anlamı, tanımı

İn : Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk. Mağara. İnsan

İn situ hibridizasyon : [Bakınız: in situ melezleme]. Hücresel tanımlayıcı melezleme.

İn situ melezleme : Bir kromozom üzerindeki belirli bir DNA dizisinin yerini tespit için, o dizinin tam bir şekilde tamamlayıcısı olan ve ona bağlanan radyoaktif nükleik asit grubu ile mitoz hücrelerini muamele etme tekniği. Dokulardaki özel mRNA sentez yerini tespit için de uygulanan bir teknik. İn situ hibridizasyon.

Karsinom in situ : Yerinde sınırlı karsinom.

Naylon kese yöntemi : İn situ sindirim denemeleri arasında yer alan ve geviş getiren hayvanlada naylon keselerden yararlanılarak yem maddelerinin sindirilme derecesini basit, hızlı ve etkili bir biçimde belirlemek amacıyla uygulanan bir yöntem, in situ.

Naylon kese : Yemlerin sindirilme derecelerini belirlemek için kullanılan, işkembede sindirilmeyen naylon kumaştan yapılmış, genelde 40 mikron gözenek çapında ve 7-14 cm ebatlarında özel olarak hazırlanmış kese.

Pozisyon : Konum. Durum.

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

 

Naylon : Dayanıklı ve esnek döküm maddesi. Bu maddeden yapılan. Düzme, düzmece, sahte.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Terim : Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Doğa : Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

 

Teri : Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Kese : Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Diğer dillerde İmza koşası anlamı nedir?

Osmanlıca İmza koşası : imza beyti