Kolofonyum nedir, Kolofonyum ne demek

Kolofonyum; Ağaç alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Kırılgan, saydam, sarımtrak renkli bir doğal reçine. Ucuz yağlı vernik üretiminde kullanılır.

Kolofonyum anlamı, kısaca tanımı

Kolo : Boynuzlu olması gerektiği halde, boynuzsuz ya da kısa ve kırık boynuzlu olan hayvan

Kolofon : Yazmaların ya da ilk basmaların sonunda yer alan ve yazar, kitap adı, kitap yazarı ya da basarı, basım yeri gibi bilgilerin verildiği bölüm.

Yağlı vernik : Beziryağı ve benzerleri yağlarla, kurumayı çabuklaştıran metal oksitlerden hazırlanan ve ağaçta parlak katman yapan gereç.

Kırılgan : Kolay ve çabuk kırılan. Kolay ve çabuk gücenen.

Vernik : İnce bir tabaka olarak uygulandıktan sonra saydam biçimde katı duruma gelen, kuruyan yağlar, reçine ve çözücüden oluşan kaplama malzemesi.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Reçine : Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı. Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde.

 

Saydam : İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.

Verni : Evlerde mutfak bölümünün üstü.

Yağlı : Üzerinde ya da içinde yağı olan. Yağı çok olan. Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan. Bol ve kolay kazanç sağlayan. Yağla yapılmış. Besili, semiz.

Sarım : Sarma işi. Bir şeyi bir kez saracak miktar. Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası.

Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Sayd : Said, karşılığı sayıd.

Doğa : Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.

Ucuz : Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı, pahalı karşıtı. Bayağı. Az emekle elde edilen.

 

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kolofonyum anlamı nedir?

Osmanlıca Kolofonyum : kolofonyum