Lığlak nedir, Lığlak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Selin, akarsuyun getirdiği ince çamur, tortu, birikinti.

Düzgün, yuvarlak, ince ağaç direk.

Düz ya da çok az eğri yüzey.

Lığlak anlamı, tanımı

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Eğri yüz : Asık surat.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Akarsu : Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Tortu : Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.

 

Düzgü : Norm.

Direk : Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Sütun. Değerli, saygın, önde gelen kimse.

Selin : Övün. Gür akan su. Orta Asya’da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bir bitki.

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

Tort : Köpeklerin boğazına takılan dikenli demir halka. Peynir suyunu kaynatarak yapılan çökelek. Sıvıların içinde bulunan ya da sıvıların bozulmasıyla oluşan pıhtımsı madde, tortu. Çokluk ve sıklık belirtir : Bu ağaç tort gibi meyve tutmuş. Kalın yapraklı, dikenli ve süt gibi suyu olan bir ot. Asık çatık (yüz için): Çok tort yüzlü. Yağ ve benzerleri tortusu. Biçimsiz. Çoban köpeğinin boynuna takılan demir halka. Tortu; eritilmiş tereyağının çöküntüsü; bu çöküntü araba 'mazı’sını yağlamakta kullanılır. Köpeklerin boynuna takılan dikenli halka, tasma (Çayağzı), karşılığı tortul. Üzerinde çiviye benzer sivrilikler bulunan demir köpek tasması.

Akar : Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

Seli : Harman savurmakta kullanılan dört dişli araç, bir çeşit yaba. Çeşit.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

 

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Diğer dillerde Lığ yığıntılı kıyı anlamı nedir?

İngilizce'de Lığ yığıntılı kıyı ne demek ? : aluvial coast