Planck katsayısı nedir, Planck katsayısı ne demek

Planck katsayısı; Fiziksel, Fizik, Kimya alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Fiziksel anlamı:

Nicem yasasının temel niceliğini oluşturan, ışıncık erkesi ile titreşim sayısı arasındaki değişmez oran.

Planck katsayısı anlamı, kısaca tanımı

Katsa : Kürek. Fıçı

Katsayı : Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı, emsal. Bir yasayı anlatan formülün yazılışında yer alan, değişmeyen sayı. Cisimlerin fiziksel özelliklerini belirten değişmeyen büyüklükler.

Plan : Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim. Düşünce, niyet, maksat, tasavvur. Çekim.

Titreşim sayısı : Saniyedeki titreşim sayısı. Tekrenk ışık için titreşim sayısı = c/X (c = ışığın saniyedeki hızı, X = ışığın dalga boyu).

Değişmez : Aynen kalan, değişikliğe uğramayan.

Titreşim : Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans. Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz.

Işıncık : Her biri Planck katsayısı çarpımıyla ışık titreşim sayısı erkesinde olan, bu erkesi daha bölünemeyen nicemsel ışık taneciği.

Değişme : Değişmek işi. Değişim.

Değiş : Değme işi. Değişim.

 

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Nicel : Nicelik bakımından, nicelikle ilgili, kantitatif.

Nicem : Planck katsayısıyla kendi sıksayısının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen erke niceliği. Planck değişmezi ile kendi sıklığının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen erke niceliği. Işılcık, akımmıknatıssal ışınım erkesi nicemidir. Planck durganı ile, kendi sıklığının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen birim erke niceliği. Yayılan ya da soğurulan erkenin en ufak niceliği, en ufak birimi. (Elektromıknatıslı ışımanın nicemi, ışıközüdür).

Titre : Titrasyon ile tayin edilen çözelti içinde çözünmüş maddelerin derişimi. Standart çözeltideki bileşik veya elementin g/mL cinsinden değeri. Hidrolizlenen yağ asitlerinin sabunlaşma noktası. Bir materyalde bulunan antikor veya toksin gibi bir maddenin hâlen belirlenebilen en üst seyreltinin tersi. Bir eriyikte veya belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısı.

Işın : Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. [Bakınız: ışık ışını]. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.

 

Teme : Tümden : Bu iş teme kaldı.

Yasa : Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural. Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü. Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum.

Sayı : Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz, adet. Gazete, dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha. Bir spor karşılaşmasında taraflardan her birinin başarı derecesini gösteren nicelik, skor.

Erke : Enerji. Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü.

Nice : Kaç, ne kadar. (ni'ce) Uzun süreden beri. (ni'ce) Nasıl. Birçok.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Diğer dillerde Planck katsayısı anlamı nedir?

İngilizce'de Planck katsayısı ne demek ? : planck's constant