Sığanak nedir, Sığanak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
1.Köstebek yuvası. 2.Sığınak, siper.
Çevik.
1.Derlitoplu. 2.Ölçüsü uygun, tam tamına : Bu adamın ne sığanak elbisesi var.
Düzgün, pürüzsüz : Sığanak tahta.
Kısa süre yağan yağmur, sağanak.
Sığanak tanımı, anlamı
Tam tamına : Bütünüyle, olduğu gibi, tamamı tamamına, tamı tamına.
Pürüzsüz : Pürüzü olmayan. Hatasız, takılmadan. Düzgün (ses).
Sağanak : Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur. Ani, şiddetli veya art arda oluşan hareketler.
Elbise : Giysi.
Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
Sağan : Bakırdan yapılmış, derinliği az yemek kabı. Sağmal hayvan. Süt veren, sağılan hayvan. Sahan, tabak. Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.
Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.
Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
Siper : Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer. Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek. Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılmış olan çıkıntı, siperlik. Kuytu, korunulabilen. Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda.
Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Çevik : Kolaylık ve çabuklukla davranan, tetik, atik, atik tetik.
Pürüz : Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur. Engel, güçlük.
Düzgü : Norm.
Uygu : [Bakınız: bağıntı]. Uyum, uygunluk.
Yağa : Boş gezen.
Sağa : Saha, alan. Sana (II. teklik şahıs zamiri yaklaşma ve bulunma hâli).
Pürü : Ardıç ve çam ağaçlarının yapraklı ince dalları, ağaçların budanmış ince dalları. Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. [Bakınız: pür]. Çam dalı, yaprağı: Pürü topla da ateş yakalım.
Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].
Diğer dillerde Sığalık anlamı nedir?
İngilizce'de Sığalık ne demek ? : capacitance (electric)


Bu kısımda Sığanak nedir? Sığanak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sığanak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sığanak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.