Tabah nedir, Tabah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şap hastalığı.

[Bakınız: tağar].

Hayvanlarda görülen şap hastalığı; bk. ayrıca dabah.

Tabak.

Bir hayvan hastalığı.

Tabah anlamı, tanımı

Taba : Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi, tütün rengi. Bu renkte olan

Tabahpazarı : Çarşamba günü.

Şap hastalığı : Sığırlarda, ağız ve tırnaklar arasında kabarcıklar görünmesi ve yüksek ateşle beliren, genellikle arıza bırakan bulaşıcı hastalık.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Hastalı : Hastalıklı.

Ayrıca : Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Dabah : Koyun, keçi ve sığırların, ağız, tırnak aralarında olan bir hastalık; şap hastalığı. İşte, orada, şurada. Çift tırnaklı hayvanların ayaklarında görülen hastalık. Tabak.

 

Tağar : 1.Ağzı geniş, büyük toprak küp. 2.Topraktan yapılmış kavanoz, çömlek. Toprak mangal. 4.Oturak. 5.Ateş küreği. Geniş çuval. Yarım ton tahıl alan ölçek. Mangal. İçine ateş konulup, etrafında oturularak ayaklarla birlikte üzerine bir örtü örtülen Isınma aracı. [Bakınız: dağar]. Kap, çanak, küp, çömlek.

Tabak : Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap. Sepici. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Tağa : Küçük pencere ya da tavan penceresi. [Bakınız: tağ]. [Bakınız: taka]. Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. Pencere. (Gaziantep; Hassa Hatay). Urfa'da "taka" diye tabir edilir.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Daba : Toprak damların kenarına konulan eğri, köşeli ağaç. Arapça kökenli debbâğ: Deri terbiye eden kimse, ham deriyi işleyen.

Ayrı : Başka, başka türlü. Aynı yerde kalan. Yalnız, tek başına.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Şap : İstekle öperken çıkan ses. Birden yere düşme veya çarpma sırasında çıkan ses. Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. Bez üstüne dikilip boyna takılan yirmilik altın dizisi. Kumlu çimento ile yapılan beton yapı üstüne yalnız sulu çimento ile geçilen cila sıvası. Bağlam. Bir değerlikli metal sülfatlarının üç değerlikli metal sülfatlarıyla oluşturdukları çift tuz. Potasyum-aluminyum sülfata halk arasında verilen ad. Doğal yollardan elde edilmiş ve saf olmayan alüminyum hidroksit ve sülfürik asit karışımına amonyum veya potasyum ilavesiyle elde edilen, renksiz, kokusuz, kan veya doku proteinlerini çöktürerek etkiyen emilebilir yerel etkili kanama dindirici bir ve büzüştürücü etkili, hematoksilenin yapısında bulunan ve aşı yapımında adjuvant olarak da kullanılan bir madde. Bu bileşiğin, herhangi bir çift sülfat içeren grubu, alum. Berberlerin ellerini kurutmaları ve usturanın kaymaması için kullandıkları madde. (Aksaray Niğde).

 

Bk : Berkelyum elementinin simgesi.

Diğer dillerde Taahhüt ücreti anlamı nedir?

İngilizce'de Taahhüt ücreti ne demek ? : commitment fee