Trombin nedir, Trombin ne demek

Trombin; Biyoloji, Kimya, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Dolaşan kanda bulunan yara yerlerinde prototrombinden meydana gelerek fibrinojeni fibrine çeviren ve pıhtılaşmada rol oynayan bir madde.

Kimya'da terim anlamı:

Kandaki fibrinojeni fibrine dönüştürerek pıhtılaşmayı sağlayan bir enzim.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Plazmada eriyebilen bir protein olan fibrojeni, erimeyen fibrine dönüştüren enzim. Protrombinin etkin biçimi.

Zooloji'deki anlamı:

Dolaşan kanda bulunan, protrombinden meydana gelen ve pıhtılaşmada rol oynayan bir madde.

Teknik terim anlamı:

Plazmada eriyebilen bir protein olan fibrojeni, erimeyen fibrine dönüştüren enzim.

Trombin tanımı, anlamı

Trombinojen : K vitamini varlığında karaciğerde teşekkül eden, yara yerinde proteolitik enzim faktör Xa ile, kanda kalsiyum iyonları varlığında proteinaz trombine dönüşen, pıhtılaşmada rol oynayan kan plâzması proteini. Protrombin, faktör II

Protrombin : [Bakınız: trombinojen]. Kan plazmasında bulunan, kalsiyumla beraber, tromboplastin üzerine etki yaparak trombin meydana getiren enzim, faktör II, trombojen. Faktör II. (Eş anlamlısı: trombogen), Kan plâzmasında bulunan bir enzim olup kalsiyumla beraber, tromboplastin üzerine etki yaparak trombin meydana getirir.

 

Fibrinojen : Pıhtılaşma sırasında fibrine dönüşen bir kan proteini.

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Kandaki : Hangi.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

Gelere : Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.

 

Kandak : Su birikintisi, bataklık, gölcük. Kurumuş dere. Küçük dere. Uçurum, yar. Hendek, çukur. İnişli, yokuşlu, bozuk yol. Yollarda kurumuş araba izleri. Düğüm. İri teyel. Yaşlı, ihtiyar. Hantal, kaba, iri. Obur, gözü doymayan. Kıskanç. Biçkiye gelmeyen kumaş. Çatı saçağı. Budanmış ağaç. Zayıf, ince (insan ya da hayvan). Başkasının payını yeme. Taşların üstündeki su biriken, doğal oyuklar. Kundak. Hendek. Muğla şehrinde, Selimiye nahiyesine bağlı bir yer.

Fibrin : Kanda pıhtılaşma sonucu oluşan bir protein.

Geler : Atın kuyruğunun sarkık durumu. Kertenkeleye benzeyen bir çeşit bayvan. Kayalardan oyularak yapılan oda.

Proto : Yunanca ilk anlamına gelen ön ek.

Erime : Erimek işi.

Kanda : Değirmen bendi. Nerede, nereye.

Enzim : Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Dönüş : Dönme işi. Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi.

Etkin : Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).

Diğer dillerde Trombin anlamı nedir?

İngilizce'de Trombin ne demek ? : thrombin