Ön bileştirme nedir, Ön bileştirme ne demek
Ön bileştirme; Sinema alanında kullanılan bir sözcüktür.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Seslendirme ya da yeniden seslendirme işlemlerine katılacak ses kuşaklarının sayısı çok olduğu vakit, bunların aralarında kümelendirilmesiyle yapılan ilk bileştirme.
Ön bileştirme anlamı, tanımı
Bileştirme : Bileştirmek işi. Kimi kişilerde görülen ve bir duyu örgeniyle sağlanan algıları başka bir duyu örgeni ile sağlananlarla birleştirip kaynaştırma eğilimi. (Renkli işitmede olduğu gibi.). Bir kaynaktan sağlanan resme başka bir kaynaktan sağlanan resmi katarak gerçekleştirilen ve örtülü bileştirme ile elektronik örtülü bileştirme olarak iki çeşidi bulunan özel etki. Çeşitli ses kuşaklarındaki seslerin tek bir kuşak üzerinde toplanması. Çeşitli ses oluklarından gelen seslerin tek bir çıkış için birleştirilmesi. Çözümleme yoluyla soyutlanan parçaların, özelliklerin ve ilişkilerin tek bir bütün içinde birleştirilmesi işlemi
Ön : Önce, mukaddem, evvel. İleri, üstün, makbul. Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı. Bir kimsenin ilerisi. Yakın gelecek zaman. Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü. Önce olan, ilk. Civar, yöre. öğün. o gün. İlk, ilk gün. Ön (bk. ün). [Bakınız: anteriyör]. Vücudun, ortasından geçen çizginin yüzden yana gösterdiği yön; gövdenin, göğsün bulunduğu yüzeyi ve yönü. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. Dip karşıtı. Bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. (karşılık: anteriyör,)Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre ilerde olan bölgesi.
Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.
Yeniden seslendirme : Bir ya da daha çok kuşaktaki sesi başka kuşağa aktarma. Bir ya da daha çok kuşaktaki seslerden yararlanılarak yeniden yapılan seslendirme. (Özellikle) Bir filmin birçok ses kuşağının (söz, müzik, gürültü, vb.) birleşmiş tek kuşak biçiminde elde edilmesi için yapılan yeni seslendirme. Herhangi bir gerece (örneğin mıknatıslı ses kuşağı, plak, film, vb.) saptanmış sesin bir başka gerece aktarılması.
Seslendirme : Seslendirmek işi. Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi, dublaj.
Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.
Kümele : İçine ot konulan kulübe, barınak. Bostan ve bağ bekçisinin kulübesi. Çadır.
Bunlar : Bu zamirinin çokluk biçimi.
Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.
Kümel : Sayı kümelerine ve bu kümeler üzerindeki işlemlere ilişkin olan.
Katıl : Yapılarda kullanılan dört köşe kiriş. Tahta paravana. Paravana biçiminde vestiyer. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Duvar içine konmuş olan ağaç kuşaklar. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).
Bunla : Bunlar.
Vakit : Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.
Kuşak : Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.
İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
Küme : Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup. Tümsek biçimindeki yığın. Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup. Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek. Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri. Tomar.
Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.
Oldu : Evet. Başüstüne.
İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.
Diğer dillerde Ön bileştirme anlamı nedir?
İngilizce'de Ön bileştirme ne demek ? : pre-mixing

Bu kısımda Ön bileştirme nedir? Ön bileştirme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ön bileştirme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ön bileştirme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.