Şemsiye nedir, Şemsiye ne demek
Şemsiye; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya, güncek.
- Genellikle plajlarda, bahçelerde kullanılan büyük güneşlik.
- Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu

"Şemsiye" ile ilgili cümle örnekleri
- "Bahçe şemsiyesi. Plaj şemsiyesi."
- "İki dirhem bir çekirdek kadınların başlarında şemsiye, ellerinde de yelpaze." - S. Birsel
Biyoloji'deki anlamı:
Şemsiye şeklinde. Çiçek saplarının çiçek kümesini taşıyan sapın uç kısmından ve aynı noktadan çıkması ile oluşan çiçek durumu. Umbella.
Medüzlerin kasılabilen disk biçimindeki vücutları.
Şemsiye isminin anlamı, Şemsiye ne demek:
Kız ismi olarak; Güneşle ilgili, güneşe özgü, güneşlik.
İngilizce'de Şemsiye ne demek? Şemsiye ingilizcesi nedir?:
umbrella, umbella
Osmanlıca Şemsiye ne demek? Şemsiye Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sayvan
Şemsiye hakkında bilgiler
Şemsiye, yağmur ve güneşten korunmak amacıyla kullanılan bir aksesuardır.
İlk kullanım dönemlerinde "parasol" denilen (para=durdurmak, sol=güneş anlamında) şemsiye, Türkçeye Arapça'daki şemsiyye sözcüğünden gelmiştir. TDK'na göre; "1- bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya, güncek, 2- Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu." olarak tanımlanmakta olup, plaj ve bahçelerde güneşlik olarak kullanılabileceği açıklaması da yapılmaktadır. İngilizce'de Latince Umbra=gölge kökenli sözcükten türeyen şemsiye 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir.
İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya'da rastlanır. Güneşten korunmak amacıyla kullanılan ilk şemsiyelerden sonra m.ö. 1200 yıllarında eski Mısır'da koruyucu bir niteliği olduğuna inanılan şemsiye, Roma kültürüne Mısır'dan geçti. Yapımında yaprak ve papirüslerin kullanıldığı şemsiyenin kullanımı Eski Yunan kültüründe de görülür. Yağmura karşı ilk kullanımın Çin’de olduğu bilinmektedir. Kağıttan yapılmış olan şemsiyeler reçinelenerek su geçirmez yapılmış ve yağmurdan korunmak amacıyla kullanıldı. 16. yüzyıl sonlarında batı dünyasında yaygınlaşan şemsiye; Fas'lı gezgin ve yazar Janas Hanway (1712-1786) tarafından Londra'da kullanılarak aksesuarın tanınmasını sağladı. Bu süreçte İngiliz burjuvazisi tarafından "Hanway" olarak adlandırıldı.
İlk zamanlarda bir çeşit yağla kaplanarak su geçirmezliği sağlanan şemsiyeler, çok dayanıklı olmamakla birlikte giderek kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller üretilmeye başlandı. Seri üretimine 1830 yılında Londra'da "James Smith and Sons" şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap tercih edildi. 1852'de Samuel Fox adlı bir üreticinin çelik tel kullanmasıyla değişik modellerin üretimine başlandı.
Şemsiye ile ilgili Cümleler
- O şemsiye bana ait.
- Şemsiyelerini bir otobüste unuttular.
- Şemsiyelerini kaybettiler.
- Ali her zaman şemsiyelerini kaybeder.
- Şemsiyelerimiz nerede?
- O bana geçen gün kaybettiğin şemsiyeyi hatırlatıyor. Onu buldun mu?
- O şemsiye benim.
- Ali yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.
- Şemsiyeler iyi satılır.
- Şemsiye tutmak istersem kendim tutmam mı?
- Şemsiye tutan adam Ken'dir.
- Geçen gün şemsiyeni kaybettiğini söyledin. Şu ana kadar onu buldun mu?
- Şemsiye satarım.
- "Neden şemsiyeni getirmedin?" "Bu sabah böyle iyi hava vardı!"
Şemsiye kısaca anlamı, tanımı:
Esnek : Değişik yorumlara elverişli. Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki. Görüş ve tutumlarında katı olmayan.
Kapan : Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer. Düzen, hile.
Yağmur : Çok ve sık düşen, gelen şey. Çokluk, bolluk. Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet.
Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.
Korunmak : Koruma işine konu olmak. Kendini korumak, sığınmak, sakınmak.
Geçirme : Geçirmek işi.
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Taşınabilir : Taşınır.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Güncek : Şemsiye.
Plaj : Kumsal.
Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.
Güneşlik : Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Güneş ışınlarını alan (yer). Siperlik.
Aynı : Benzer. Başkası değil, yine o. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Aralarında ayrım olmayan.
Nokta : Yer. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Sınır, derece, radde. Nöbetçi bulunan yer. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Orta nokta. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Nöbetçi, gözcü, bekçi.
Eşit : Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).
Uzunluk : İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü, tul. Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği. Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı, boy, en karşıtı. Süre yönünden uzun olma durumu. Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı.
Sapçık : Ucunda çiçek bulunan dalcık. Bir organı, organizmanın öteki bölümlerine bağlayan, içinde damarlar, sinirler ve görev kanalları bulunan ögelerin tümü. Küçük sap.
Çiçek : Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
Toplu : Vücutça dolgun. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan.
Şems : Güneş.
Şemsiyeci : Şemsiye yapan, satan veya onaran kimse.
Şemsiyecilik : Şemsiyecinin işi veya mesleği.
Şemsiyelik : Şemsiye yapmaya elverişli olan. Şemsiye koymaya yarayan, altında şemsiyelerden sızan suyun toplanması için özel kutusu olan, girişte bulunan mobilya.
Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Büyük : Üstün niteliği olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Büyük abdest. Niceliği çok olan. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram).
Aksesuar : Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya. Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya.
Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.
Dönem : Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot.
Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).
Türkçe : Türkiye Türkçesi. Genel Türk dili.
Diğer dillerde Şemsiye anlamı nedir?
İngilizce'de Şemsiye ne demek? : n. umbrella, gingham, brolly
Fransızca'da Şemsiye : ombrelle [la], parapluie [le], pépin [le]
Almanca'da Şemsiye : n. Regenschirm, Schirm, Sonnenschirm
Rusça'da Şemsiye : n. зонт (M), зонтик (M)
adj. зонтичный

Bu kısımda Şemsiye nedir? Şemsiye ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Şemsiye tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Şemsiye hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.