Nükleosit difosfat şeker nedir, Nükleosit difosfat şeker ne demek

Nükleosit difosfat şeker; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Şeker molekülünün koenzime benzer taşıyıcısı. Polisakkarit ve şeker moleküllerinin enzimatik üretiminde işlev görür.

Nükleosit difosfat şeker anlamı, tanımı

Nükleosit : Riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan herhangi bir grup bileşik. Adenozin, sitidin, üridin, timidin, guanidin gibi. Bir pürin veya pirimidin bazının riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan bir bileşik

Şeke : Üzüm suyunun pekmez toprağı ile kestirilerek, leğende biraz kaynatıldıktan ve süzüldükten sonraki durumu.

Şeker : Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Polisakkarit : Monosakkarit birimlerinin dallı ya da hat şeklinde birleşmesi ile oluşan, nişasta, glikojen, glikan ve benzerleri gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı. Çok sayıda monosakkarit molekülünün birleşmesinden oluşan kompleks yapıdaki organik bileşik. Genellikle on monosakkarit ünitesinden daha fazla monosakkaritin glikozidik bağlarla bağlanmasıyla oluşan düz zincirli veya dallanmış, nişasta, glikojen, selüloz, inulin gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı.

 

Taşıyıcı : Taşıma işini yapan kimse ya da şey. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal. Aktarıcı.

Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.

Koenzim : Bir enzimi aktifleştiren enzimin protein olmayan bileşeni. Koferment. Organik bileşikler (C21H36O16N7P3S gibi) veya metal iyonlarından (K, Mg, Fe gibi) oluşan ve enzimlerin etkinliğinde yer alan bir katalizör. Bir enzimi aktif duruma getiren, enzimin protein olmayan bileşeni, koferment. Bir enzimin aktivitesi için gerekli olan, grup transferinde, oksidoredüksiyon ve izomerizasyon reaksiyonlarında önemli rol oynayan, genellikle vitamin olan organik bir molekül.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

 

Enzim : Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde.

İşlev : Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon. Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev.

Polis : Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.

Poli : Çok, fazla. Bütün alt birimleri sitozin olan homopolimer. Bütün alt birimleri timin olan homopolimer. Bütün alt birimleri urasil olan homopolimer.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Mole : Ben. Muğla ili.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Nükleosit difosfat şeker anlamı nedir?

İngilizce'de Nükleosit difosfat şeker ne demek ? : nucleoside diphosphate sugar