Oynama payı nedir, Oynama payı ne demek

Oynama payı; Otomobil alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Dizi üretimle yapılan birçok parçanın birbirine uyabilmesi için bir boyut üzerine konan yanılgı sınırı.

Oynama payı tanımı, anlamı

Oynama : Oynamak işi

Uyabilme : Uyabilmek işi.

Yanılgı : Yanılma durumu. Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma, hata. Yanlış davranış. Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Bir boy : Aynı boy. Bir kez. Bir insan boyu uzunluğunda olan.

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Birçok : Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Boyut : Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Durum, nitelik. Film ya da fotoğrafta boyut, format. Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.

Konan : Konuk, misafir. Henüz doğurmamış, üç dört yaşındaki kısrak. [Bakınız: konak].

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

 

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Yanıl : Kırmızı, pembe, pembeleşmiş. Kulakları sarı ya da kahverengi keçi. [Bakınız: yanal, yanal].

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Oynama payı anlamı nedir?

İngilizce'de Oynama payı ne demek ? : tolerance