Sermayenin getiri oranı nedir, Sermayenin getiri oranı ne demek

Sermayenin getiri oranı; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.

İktisat terim anlamı:

Yapılacak her ek bir birimlik yatırım başına, bu yatırımın iktisadi ömrü boyunca sağlayacağı beklenen net ek getiri. karşılığı faiz oranı.

Sermayenin getiri oranı kısaca anlamı, tanımı

Getiri oranı : Bir yatırımdan elde edilen kârın yatırım tutarına veya bir taşınır değerin getirisinin cari piyasa fiyatına bölünmesiyle hesaplanan oran

Serma : Soğuk.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Oran : Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin.

Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.

Faiz oranı : Kredi işlemlerinin kısa, orta ve uzun vadeli olmasına, kredi tiplerine ve sermaye piyasası, para piyasası vb. piyasa biçimlerine bağlı farklılıklardan oluşan ve para sahibinin üretimden aldığı pay oranı, faiz haddi.

 

İktisadi : Ekonomik.

Bir bir : Hepyek. Olduğu gibi, tam tamına, eksiksiz olarak. Ayrı ayrı. Birer birer.

Boyunca : Boyu veya uzunluğu kadar. Süresince.

İktisad : Tutum.

Yatırım : Yatırma işi. Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılmış olan davranış. Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılmış olan yeni eklemeler, envestisman. Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.

Başına : Yalnızca, Tek basma.

Yatırı : Yıkılmış, kesilmiş, kuru kütük. Eğimli.

Yatır : Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı.

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Faiz : İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.

Diğer dillerde Sermayenin getiri oranı anlamı nedir?

İngilizce'de Sermayenin getiri oranı ne demek ? : rate of return on capital, return on capital