Topluluk müktesebatı nedir, Topluluk müktesebatı ne demek
Topluluk müktesebatı; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.
İktisat terim anlamı:
Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak alanlara ilişkin hak ve yükümlülüklerini belirleyen çerçeve.
Topluluk müktesebatı tanımı, anlamı
Müktesebat : Edinilen, kazanılan bilgiler
Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.
Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Sanatçı grubu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl.
Avrupa birliği : 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adıyla kurulan iktisadi bütünleşmeyi gerçekleştirdikten sonra Avrupa Topluluğu adını alan ve 1992 yılında Maastricht Anlaşması ile Avrupa Birliğine dönüşen, üye devletler arasındaki siyasal ve hukuki birleşmeyi amaçlayan birlik. Birliğin üye sayısı 1995 yılında Avusturya, Finlandiya ve İsveçin katılımıyla on beşe, 2004 yılında ise Estonya, Litvanya, Letonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Polonya, Macaristan, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin katılımıyla yirmi beşe çıkmıştır.
Ortak alanlar : [Bakınız: ortak havuz kaynakları]. Bir kentte, tüm nüfusun yararlanmasına açık olan yol, durguluk, açık ve yeşil alan ve benzerleri yerler.
Yükümlülük : Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet.
İlişkin : İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.
Çerçeve : Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.
Yükümlü : Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef.
İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.
Avrupa : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.
Yüküm : Yükümlülük.
Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As (II).
Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.
Beli : Evet.
Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
Ülke : Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.
Üye : Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri, aza. Omurgalılarda, kol ve bacaklar, uzuv.
Hak : Adalet. Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk. Verilmiş emekten doğan manevi yetki. Doğru, gerçek. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç. Pay. Emek karşılığı ücret. Tanrı. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı.
Diğer dillerde Topluluk müktesebatı anlamı nedir?
İngilizce'de Topluluk müktesebatı ne demek ? : acquis communautaire

Bu kısımda Topluluk müktesebatı nedir? Topluluk müktesebatı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Topluluk müktesebatı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Topluluk müktesebatı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.