Bomba nedir, Bomba ne demek
Bomba; bir denizcilik terimidir. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.
- Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah.
- Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren

- Büyük fıçı veya varil.
- Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız.
- Uyuşturucu hap.
Yerel Türkçe anlamı:
Varil.
Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:
Külçe halinde magmadan koparılıp püskürme ile fırlatılan ve havada döne döne yuvarlak, elipsi biçimini almış lav parçası.
İngilizce'de Bomba ne demek? Bomba ingilizcesi nedir?:
bomb
Bomba hakkında bilgiler
Bomba, İçi patlayıcı ve yanıcı maddeyle dolu, bir ateşleme düzeniyle donatılmış, madensel küre biçiminde yokedici ateşli silah.
Bombalar genel olarak dört bölümden oluşur. Bunlar dış kılıf, bombanın havada dengeli gitmesini sağlayan kanatçıklar, tapa ve tapayı ateşlemeye yarayan düzenektir. Bombalar hedeflere değişik biçimlerde gönderilebilir. Uçaktan bırakılabilir, bir roket yardımıyla fırlatılabilir, elle atılabilir ya da hedefe önceden yerleştirilip bir zaman yaralayıcısıyla patlatılabilir. Füze ile farklıdır. Bombalarda, top mermisindeki sevk barutu gibi itici bir madde bulunmaz. Ama ilk bombalar top mermisine benziyordu ve barut doldurulmuş metal bir küre biçimindeydi. Ağır ağır yanan bir fitille ateşlenerek patlatılıyordu. Düşman siperlerine elle ya da havan topuyla atılan bu tür bombalar ilk kez 16. yüzyılda kullanılmıştır.
El bombası denen küçük bombalar kol gücüyle 30 metre kadar uzağa fırlatılabilir. Ayrıca, özel tüfeklerle çok daha uzağa fırlatılabilen bombalar da vardır. II. Dünya Savaşı'nda denizaltılara karşı kullanılan su bombaları gemiden suya bırakılıyor ve istenilen derinliğe indiğinde patlatıyordu. Günümüzde ise, gelişmiş güdümlü su bombaları kullanılmaktadır.
Bazı bombalar gaz, duman ya da zehirli kimyasal maddelerle doldurulur. Bu tür bombalar, içindeki maddelere göre adlandırılır. Bunların başlıcaları kimyasal bomba, gaz bombası, sis bombası ya da göz yaşartıcı bombadır. Ateşlendiği anda çok büyük bir ısı açığa çıkararak çevresindeki her şeyi yakan bombalara da yangın bombası denir. Bu tür bombalarda termit ve napalm gibi son derece yanıcı maddeler kullanılır.
Bomba ile ilgili Cümleler
- Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.
- Bomba Tom'un arabasını parçalara ayırdı.
- Afgan demokrasinin bile nükleer bombalarla korunması gerekir.
- Bomba kör edici bir parlamayla patladı.
- Bomba imha ekibini aradın mı?
- İlk atom bombası Japonya'ya bırakıldı.
- Bomba Tom'un evini parçalara ayırdı. İyiki, o anda evde değildi.
- Birkaç dakika içinde bombayı patlatacağız.
- El bombası askerlerden beş metre uzakta patladı.
- Atom bombası tüm Hiroşima şehrini yıktı.
- Bomba, patlamadan birkaç dakika önce etkisiz hale getirildi.
- Senin zekan Bombay ve Mumbai arasındaki mesafe kadar çoktur.
- Bomba hedefi ıskaladı.
- Bomba 10 saniye içinde patlayacak.
Bomba tanımı, anlamı:
Hedef : Yapılması tasarlanan iş, amaç. Nişan alınacak yer, nişangâh. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta.
Atıl : Etkisiz, işe yaramaz. Süreduran. Tembel. İşsiz, aylak.
Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne.
Patlayıcı : Patlama özelliği olan (madde).
Ateşli : Heyecanlı, coşkulu. Cinsel istekleri güçlü olan. Ateşi olan.
Silah : Bir konuda etkili her şey. Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç.
Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Önemli. Üstün niteliği olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan.
Bomba gibi : İyi, sağlam, göz alıcı, gösterişli. iyi hazırlanmış, çok çalışmış (öğrenci).
Bomba gibi patlamak : Bir olay birdenbire ortaya çıkarak herkesi şaşırtmak. öfkelenerek birdenbire ve yüksek sesle bağırıp çağırmak.
Canlı bomba : Üzerindeki patlayıcı maddeleri suikast yapmak amacıyla patlatarak kullanan kimse.
Saatli bomba : İstenilen saatte patlaması önceden ayarlanmış bomba.
Atom bombası : Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluşması temeline dayanan bomba.
El bombası : Elde taşınabilen ve pimi çekilerek ateşlenen küçük tip bomba.
Gaz bombası : İçinde, atıldığında canlılara zarar verecek gazlar bulunan bomba.
Hidrojen bombası : Ağır hidrojen atomları çekirdeklerinin kaynaşarak helyum durumuna girmesiyle elde edilen, enerji temeline dayanan bomba.
Kobalt bombası : Kobalttan veya dolaysız olarak radyoaktiflenebilen bir madenden yapılan, hekimlikte kanser tedavisinde kullanılan bomba.
Napalm bombası : Napalm doldurulmuş türlü biçimlerde bomba.
Sis bombası : Sis oluşturmak için kullanılan bomba.
Su bombası : Su altı bombalarını atmaya yarayan alet.
Yağmur bombası : Kurak mevsimlerde atmosferde yağmur bulutlarının oluşmasını hızlandırmak için atılan bomba.
Yangın bombası : Yangın çıkarmak için yapılmış olan özel bir bomba.
Bombacı : Bomba atan kimse. Bomba yapan kimse. Bir yere bomba bırakan kimse.
Bombalama : Bombalamak işi.
Bombalamak : Belli bir hedefe bomba atmak.
Bombalanmak : Bombalama işine konu olmak.
Bombalatma : Bombalama işi.
Bombalatmak : Bombalama işini yaptırmak.
Bombardıman : Etkili bir biçimde ve sık olarak gündeme getirme, duyurma. Bombalama. Topa tutma.
Bombardıman etmek : Top ateşi veya bomba ile bir yere saldırmak. etkili bir biçimde ve sık olarak gündeme getirmek, duyurmak. bir kimseyi ağır sözlerle paylamak.
Bombardıman uçağı : Bombalama işinde kullanılan uçak.
Bombardon : Bandoda en kalın sesi veren, pistonlu, nefesli çalgı.
İntihar bombacısı : Canlı bomba.
Varagele bombardımanı : İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi.
Canlı : Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın.
Yakıcı : Yakı yapan veya satan kimse. Yakma özelliği olan, yakan. Etkili, dokunaklı. Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde).
Yıkıcı : Yıkmacı. Bir şeyin zarar görmesine, bozulmasına, yok olmasına, ortadan kalkmasına yol açan, tahripkâr.
Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
Büyüklük : Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış. Büyük olma durumu.
Fıçı : Bu kabın alabileceği miktarda olan. Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap.
Varil : Petrol ölçü birimi (158,8l litre). Bu kabın içine aldığı madde miktarı. Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap.
Dolu : Bir duygunun güçlü etkisinde olan. Boş vakti olmayan, meşgul. Bir yerde sayıca çok. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Uyuşturucu : Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik. Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan.
Hap : Bir içimlik afyon. Çocuk dilinde yiyeceği yutma sesi. Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç.
Bomba kalorimetresi : Yakıt olarak kullanılan maddelerin kalori değerlerini ölçmek için kullanılan alet. Yemlerin kapalı ortamda yakılmasıyla ortaya çıkan ısının ölçülmesi için tasarlanmış çelikten yapılan özel cihaz.
Bomba kutusu : Bomba sesi çıkaran orta büyüklükte bir sandık. Bu sandık madensel bir havuz ya da çöp bidonu içine konulur ve kapağı çarpılarak kapatılınca bomba sesi verir. Sandık küçüldükçe ses de incelir.
Bombacılık : Bombacının yaptığı iş.
Bombaça : Papatya
Bombaj : Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik. Konserve içeriğinin iç basıncı nedeniyle konserve kutularında, bakteriyel, kimyasal ve fiziksel yollarla meydana gelen şişme ve kabarmalar, ürünün ambalajının şişmesi. Kutu konserve ürünlerde fiziki hatalara, kimyasal reaksiyonlara ve mikroorganizmalara bağlı olarak iç basıncın artmasıyla oluşan şişme olayı.
Bombalanabilme : Bombalanabilmek işi.
Bombalanabilmek : Bombalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bombalanış : Bombalanma işi.
Bombalanma : Bombalanmak işi.
Bombalatabilme : Bombalatabilmek işi.
Diğer dillerde Bomba anlamı nedir?
İngilizce'de Bomba ne demek? : [Bomba] v. camber
n. bomb, bombshell
v. make convex; (Slang) bomb
Fransızca'da Bomba : bombe [la]
Almanca'da Bomba : n. Blindgänger, Bombe, Mine
Rusça'da Bomba : n. бомба (F), граната (F)

Bu kısımda Bomba nedir? Bomba ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bomba tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bomba hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.