Döküntü yelpazesi nedir, Döküntü yelpazesi ne demek

Döküntü yelpazesi; Coğrafya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Döküntülerin dağ eteklerinde oluşturduğu, çok kez belli bir yönde ve belli aralıklarla sıralanan koni görünümündeki yer biçimi.

Döküntü yelpazesi anlamı, kısaca tanımı

Döküntü : Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu

Yelpaze : Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, katlanabilir, taşınabilir araç. Çeşitlilik. Bu biçimde olan.

Aralıkla : Aralıklı bir biçimde.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Aralık : Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

 

Aralı : Uzak: Bu iki taş birbirine çok aralı. Aralıklı, uzak. Uzak.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Sıral : “Sır olarak al, sır olarak sakla” anlamında kullanılan bir isim”.

Görün : Mezar, mezarlık.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Sıra : Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.

 

Etek : Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.

Biçi : Erkek çocuk.

Aral : Harar, büyük çuval. Sıra dağlar. İki şey arası, ortası. Birbirine yakın adaların oluşturduğu topluluk, takımada. Sıradağlar.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Koni : Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut. Bu biçiminde olan. Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim. Bu yüzeyle sınırlı katı cisim.

Kez : Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Döküntü yelpazesi anlamı nedir?

İngilizce'de Döküntü yelpazesi ne demek ? : detritic cone