Hocalar yemişi nedir, Hocalar yemişi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taşlık yerde yetişen, kırmızı kiraza benzer meyveleri olan bir çeşit küçük ağaç.

Hocalar yemişi anlamı, kısaca tanımı

Hoca : Müslümanlıkta din görevlisi. Öğretmen. Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı. Akıl öğreten, öğüt veren kimse

Hocalar : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

Yemiş : Meyve. İncir.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Yetişen : Ulaşan, kavuşan. Van şehri, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Taşlık : Taşı bol, taşlı (yer). Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Kırmı : Kene.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

 

Yetiş : “Amacına ulaş, isteğine kavuş” anlamında kullanılan bir isim.”.

Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Kiraz : Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium). Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kira : Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar. Bu biçimde tutulan taşınmaz. Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Diğer dillerde Hoa anlamı nedir?

İngilizce'de Hoa ne demek ? : hypertrophic osteopathy, hoa