Nagıp nedir, Nagıp ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Arapça kökenli nakib: Bir tekkede mürşide yardım eden, onun buyruğu üzerine yerine geçen.

Nagıp anlamı, kısaca tanımı

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında

Mürşide : Doğru yolu gösteren, kılavuz.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Yardım : Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bağış, iane.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Yardı : Ceza.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Buyru : Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Kağnı tekerini tutan ağaç çivi. (Garibçe Güdül, Alcılı Delice Ankara). Istarda kilimin sarılı olduğu mazıyı çeviren eğri ağaç araç. (Kötüören Pınarbaşı Kayseri).

 

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Tekke : Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh. Hapishane. Esrar içilen üstü kapalı yer. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Naki : Temiz, pak. Çok ince, çok güzel, arif.

Köke : Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. [Bakınız: köfeke]. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Arap : Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Nagel noktası anlamı nedir?

İngilizce'de Nagel noktası ne demek ? : nagel's point