Ortokinez nedir, Ortokinez ne demek

Ortokinez; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Uygun olmayan çevreyle karşılaşan organizmanın hızını değiştirme hareketi.

Ortokinez anlamı, tanımı

Orto : Yunanca düz anlamına gelen ön ek. Komşu ya da 1, 2 durumunu gösteren ön ek. Bir asit, tuz ya da esterin doğada özgürce birleşebileceği en çok suyu yapısına aldığını gösterir ön ek. Tek dönme nicem sayısı ve koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek. Komşuluğu veya 1-2 durumunu gösteren ön ek. Serbest, tuzu veya esteri şeklinde bilinen ve en çok hidrolizlenmiş asidi gösteren ön ek, ortosilisik asit gibi. Paralel spinleri gösteren ön ek. Bir asit, tuz ya da esterin doğada serbestçe birleşeceği en çok suyun yapısıda bulunduğunu gösteren ön ek

Ortok : Evin çatısını örterken kullanılan orta direk.

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Organizma : Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet. Herhangi bir canlı varlık.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

 

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Harek : Fasulye sırığı.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Uygu : [Bakınız: bağıntı]. Uyum, uygunluk.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Olma : Olmak işi.

Diğer dillerde Ortokinez anlamı nedir?

İngilizce'de Ortokinez ne demek ? : orthokinesis