Katırak nedir, Katırak ne demek

Teknik terim anlamı:

Daha çevik, daha çabuk.

Kuvvetlice, hızla, hızlı hızlı.

Çok şiddetli, çok güç, çok ağır, pek sert.

Katırak kısaca anlamı, tanımı

Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede

Katır : Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan. Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse).

Hızlı hızlı : Çabucak.

Kuvvetlice : Oldukça güçlü, kuvvetli. (kuvvetli'ce) Güçlü bir biçimde.

Şiddetli : Etkisi çok olan, zorlu. Aşırı. Hızlı. Aşırı bir biçimde.

Kuvvetli : Gücü çok olan, zorlu, şiddetli. Saygın, nüfuzlu. Etkili. Görevini iyi yapan, keskin. Sağlam, dayanıklı olan. Çok etkileyici. Üstün, donanımlı.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

 

Şiddet : Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Duygu ya da davranışta aşırılık. Hız. Kaba güç. Bir hareketten doğan güç. Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma.

Kuvve : Düşünce, niyet. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü. Yeti.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

Hızla : Çabucak.

Hızlı : Çabuk, seri, süratli. Çabucak. Uçarı, çapkın, hovarda. Güç kullanarak.

Çevik : Kolaylık ve çabuklukla davranan, tetik, atik, atik tetik.

Sert : Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

 

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Güç : Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

Pek : Sert, katı. Sağlam, dayanıklı. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok. Hızlı olarak.

Diğer dillerde Katıntılar anlamı nedir?

İngilizce'de Katıntılar ne demek ? : injections, additions