Salarlık nedir, Salarlık ne demek

Salarlık; Fiziksel, Fizik, Kimya, Tarih alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Fiziksel anlamı:

Birim koşullarda salınan ışınımı ölçen nicelik.

Tarih terimi olarak anlamı:

Osmanlılarda emir, vezir gibi rütbe sahiplerinin elde ettikleri toprak ürünlerinden alınan ek vergi.

Salarlık tanımı, anlamı

Salar : Afyon şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sinop kenti, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Başkumandan, başbuğ, önder

Salarlı : Edirne şehrinde, Uzunköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Sala : Sela.

Koşullar : Şerâit.

Ek vergi : Bir vergiye ek olarak alınan vergi. Türkiye’de 1995 yılından itibaren belli dönemlerde, bütçe açıklarını kapatmak amacıyla uygulanmaya başlanan ve tütün mamulleri, alkollü içkiler, şaraplar, ispirto, oyun kağıtları ve röntgen filmleri üzerinden ek olarak alınan vergi.

Nicelik : Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite. Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları. Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik.

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

 

Salına : Bulgurlu ya da pirinçli lahana yemeği.

Işınım : Işın veya tanecik yayımı, ışıma, radyasyon. Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması, ışıma, radyasyon. Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü, ışıma, radyasyon. Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması, ışıma, radyasyon.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

Vezir : Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse. Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş, ferz.

Nicel : Nicelik bakımından, nicelikle ilgili, kantitatif.

Rütbe : Mertebe, derece, paye. Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Topra : Torba.

Salın : [Bakınız: sako]. Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.

Osman : Bir tür kuş veya ejderha. Hz. Muhammet'in damadı, üçüncü halife. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı.

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

 

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Diğer dillerde Salarlık anlamı nedir?

İngilizce'de Salarlık ne demek ? : emissivity

Osmanlıca Salarlık : salariye